Safranbolu Amasra Yolunda 1

Safranbolu için indirim sitelerinden güzel bir otel almıştık  , tatili 3 güne uzatıp rahat gezmek istedik. Cumartesi sabah oğlumun sınavı sonrası ilk durak Sapanca’da idi,

Göl kenarında taş kaydırma oynadık, sonrası teknede balık ekmek kahve,çay içip yola koyulduk, Abant yolunda hala kar vardı.

Abant’a geldiğimizde gölün buz tutmuş olduğunu gördüğümüz de çok şaşırdık. Daha önce kışın bile geldiğimde gölün buz tuttuğunu görmemiştim. Abant’ta manzara keyfi yaparken yağmur başlayınca mecburen arabaya geçtik o sırada İstanbul’da yağmur sebebi ile fırtına varmış:( Mudurnu’ya geçip içinde biraz dolaştık geçen yıl Beypazarı’na giderken burada çocuklarla yemek molası vermiş olduğumuz için içinde kısa bir tur yaptık.Ege için meydanda sergilenen itfaiye arabası ilgi çekici idi.

Buradan Devrek üzerinden Amasra yoluna koyulduk.  Çocuklara kendileri için çanta hazırlamasını söylemiştim kızım hemen heybesine birşeyler doldurup yanına almıştı  yol uzayınca çantada cazip gelenler yavaş yavaş çıkarıldı müzik kutusu ile kızımın şarkıları söylendi sonrasında  arkada abi ile satranç oynuyorlardı  🙂 Ana yoldan ayrılıp ara yollara girdiğimizde yollardaki ağaçlar nefisti.

Devrek’te bastoncular çarşısında mola verdik, Devrek el yapımı bastonları ile ünlü. Çocuklar özellikle hayvan karakterli yapılmış olanlardan almak istedi ama fiyatları bizim içinde yüksekti, bir baston ve iki tane sapan alıp üzerilerine isim ve tarihleri yazdırıp Devrek’in meşhur simitlerinden yedik, sonra Bartın’a doğru devam ettik.

Bartın’a akşam karanlığında vardık konaklama için yer görmeyince Amasra’ya devam ettik. Amasra girişinde tepeden Amasra’yı gören  Kirazlar Otel‘i çok beğendik bahçesi manzarı ve bungalovları çok güzeldi ama yer bulamadık. Amasra sahilde deniz manzaralı çatı katı bir oda bulduk.

Odamızın manzarası yukarıdaki gibi idi.

Eşyalarımızı bırakıp yemek için arkadaşlarımızın önerdiği Amasra’nın meşhur balık lokantası Mustafa Amaca’nın Canlı Balık Yeri ‘ne gittik.

Balık şeklindeki menüsu çocukların çok hoşuna gitti.Amasra’nın meşhur salatası görseli ile zaten ilk anda insanı etkiliyordu ,

Balıklarıda salatası kadar nefisti , Ama bu restoranda hala güneş varken yemeğe başlanmalı kesinlikle manzarası nefis.

Ertesi gün güne yukarıdaki rotayı takip eden yaklaşık 45 dakikalık tekne turu ile başladık.

Tekne turu ile Amasra’ya denizden bakmak güzeldi, birkaç resim aşağıdaki gibi;

Gezi sırasında bir denizaltıya rastlamamız hoş bir süpriz oldu;

45 dakikalık tekne turu sonrası geziye karada devam ettik, Çekiciler çarşısında çocuklar için  yöreye özgü oyuncaklar arasakta hemen hemen çoğu Mahmutpaşa Çin malı ürünlerdi:( Çocuklara isimlerini yazdırdığımız kuş düdüğü aldık, birde  stres mıknatısı çocuklar uzun süre ilgisini çeken oyuncaklar oldu

Kaleye doğru yola koyulduk;

Pembe pansiyonun hemen önündeki bu nefis ağaçkta kısa mola verip kale yolunda ağlayan ağaca doğru yollandık, Yolda ki renkler bize baharın güzelliğini anlatmak için yarışıyordu,

Ağlayan Ağaç’ın olduğu bölgede Tavşan adasının manzarası çok güzel ama tur kafilesinin yoğunluğundan hikayesini dinleyemedik mola veremedik , aşağıda Amasra manzaralı Ada kavede kahvelerimizi içtik,

Kahve sonrası köprü girişinde bulunan yere taşınızı atabilirseniz dileğiniz gerçekleşirmiş buraya taşlarımızı attıktan sonra yavaş yavaş Amasra’dan ayrılıp Çakraz’a doğru geçtik.

Esasen Amasra yakınında bulunan mağraya gitmek istedi isekte yolda tabela bulamayınca Çakraz’a gittik hava güneş nefisti çok güzel geniş bir kumsalı var , biz suya ayaklarımızı sokarken 15 Nisanda denize giren birkaç kişide vardı:)

Çakraz ve Amasra’da gönlümüz ve aklımızı bırakarak Safranbolu’ya doğru yola çıktık, yolda Amasra için dinamitle tünel açma çalışması vardı trafik 15 20 dakikalığına bu sebepten kapatılınca çocuklar Devrek’ten aldığı sapanın nasıl kullanılacağını öğrendiler.

Safranbolu’ya çok keyifli bol ağaçlı yeşilin her tonu olan yollardan geçerek geldik,

Safranbolu eski ve yeni olarak iki yerleşim bölgesinden oluşuyor eski Safranbolu’daki yapıların hemen hemen çoğu eski konaklardan oluşuyor yeni Safranbolu’da ise orada yaşayanların daha çok oturduğu daha çok yeni ama aralarda eski yapılarında olduğu bir bölge otelimiz yeni safranboluda Bağlar mevkinde idi  , biraz dinlendikten sonra eski Safranbolu’ya inip çarşıda dolaşıp akşam yemeği yedik.

Safranbolu kanyonların üstüne kurulmuş bir şehir birden bire aşağıdan akan suları kayaların üstlerine kurulmuş evleri gördükçe şaşırıyorsunuz.

Kahvemizi Havuzlu Asmazlar Konağında içip ertesine güne enerji topladık .  Bu arada çocuklar için otelimiz ilgi çekici idi.

Ertesi sabah kahvaltı sonrası yine yollara düşüp Safranbolu çarşıda daha uzun dolaştık  özellikle demirciler çarşısını sevdik

Yöreye özgü burada elde yapılan bebeklerden Kanuni’nin bebeğini seçtiler çocuklar oyuncak olarak.

Cinci Handa kahvelerimizi içip içini gezdik.

Özellikle safranlı lokumlarımızı alıp Safranbolu Bulak Menciles mağarasına geçtik.

Mağaranın sadece 400 metresi ziyarete açık halende içeride öğrenciler çalışıyor , şanslıymışız bizim gittiğimiz Nisan ayında sular çoktu bir süre sonrası sular bitiyormuş ,

Bulak Menciles mağarası sonrası Karabük üstünden dönüş yoluna geçtik , Maşukiye’de akşam yemeği molası verip tatilimizi sonlandırdık.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s